Bloody Moon 2018

Advertisements

Garip Meyve

Biraz önce televizyonda bir kültür sanat programında bir serginin tanıtımı vardı. Serginin adı “Garip Meyve”. Aklıma hemen aşağıdaki Billie Holiday’in “Strange Fruit” (Garip Meyve) şarkısı ve şarkının acı hikayesi/gerçeği geldi. Holiday’in Garip Meyve şarkısı Amerika’daki ırkçılığı ve linçi anlatır: “Siyah bedenler sallanıyor güney esintisinde, Garip meyve kavak ağaçlarında asılı vaziyette..” Günümüzdeki sergi ise kendisini şöyle anlatıyor: “Sanatın yaratımı boşlukta gerçekleşmez… Sanat var olanın dönüştürülmesiyle ilgilidir… En eski bilinen söylencelerden bugüne değin kadın daima mitolojik/ideolojik bir varlık. Bir varlık ve bir kavram olarak, bilincimiz, bedenimiz ve bilinç dışımızdır kadın. Kendisinden öte bir gerçekliktir… Ama bu diyalektiğe ve kurucu işlevine rağmen kadın ’garip’ kalmıştır.. ‘Garip Meyve’de içerdeyken dışarıda, tanıdıkken yabancı olana yöneliyor. Lirik, şiirsel, mitolojik olandan hareketle gerçek, kurmaca ve imgesel olanı biçimlendiriyor. Yeniden kuruyor mitolojik olanı. Bunu yaparken mitolojik olana ideolojik eleştirisini yöneltiyor…” Güzel. Kimsenin bu sözlere bir itirazı olamaz. Ama benim takıldığım başka bir nokta var. Başka bir isim seçilemez miydi? Sergi kataloğunu da inceledim bahsettiğim anlamda yani bir renk olmanın dışında, “siyah” hiçbir şey yok. Olması da gerekmez elbette ama insan sormadan da edemiyor. Acaba mitoloji ideolojik olarak eleştirilirken yeni bir mitoloji mi oluşturuluyor? “Sanatın yaratımı boşlukta gerçekleşmediğine” göre, bu mitoloji ‘biçimi’ soyutlaştırırken, mitolojinin ve ideolojinin şekillendiği tarih neden yok sayılıyor? Basit bir rastlantı denilemez. Özellikle sanatta rastlantının olmadığını, ince düşünülmesi gerektiğini ,sergiyi düzenleyenler bilmiyor olabilir mi? Bana öyle geliyor ki, evet yeni bir ideoloji/mitoloji sergileniyor. Eleştirel gibi görünmesine rağmen son derece “uslu”. Hassas, evet sorunlu ama itiraz edilemez “kadın” konusunu tema seçerek bir savunma oluşturmuyor mu, ve bu konuyu soyut bir şekilde estetize ederek aslında içini boşaltmış olmuyor mu? Ancak Billie Holiday’i ve acı gerçekler şarkısını (kendisi istemeden de olsa) hatırlattığı için teşekkür edelim ve “Lirik, şiirsel, mitolojik olandan hareketle gerçek, kurmaca ve imgesel olanı biçimlendiriyor. Yeniden kuruyor mitolojik olanı” sözlerinin kurnazca bir işlevi olmadığını düşünelim. Ya da şarkıyı Nina Simone’nun da söylemesine rağmen hiç dinlememişler herhalde diyelim. “İşte garip ve acı ekin”..

(Şarkının Türkçe sözlerini aşağıda bulabilirsiniz).

Güney ağaçları bir garip meyveyi barındırıyor,
Kan akmakta ve kan kökte,
Siyahi vücutlar sallanıyor güney esintisinde,
Garip meyve kavak ağaçlarında asılı vaziyette.

Heybetli güneyin pastoral manzarası,
Kabarmış gözler ve buruk ağız,
Manolyaların kokusu, tatlı ve taze,
Sonra yanmış tenin ani kokusu.

İşte meyve, kargalar koparsın diye,
Yağmur toplasın, rüzgar emsin diye,
Güneş çürütsün, ağaçlar düşürsün diye,
İşte garip ve acı ekin

St. Anger

Numerical prisons

Enclaved with steel

Foreclosured with a souveniour

Hanging between the fingers

All truly alone

As if

All this vile drama’s trying to understand

While trying to understand the dying while living

However

There should be a way

To set free

For a second at least

Before I lose my respect to my anger

If not

That

Sufficates me

If not any other thing.